Çarşamba, Kasım 11, 2009

üçüncü çinkoooooooooooooo

'Ben ağ atmayan, uçmayan, tırmanmayan süper bir kahramanım"
"Bugün  okulda örümcek adamın ağını çizdim ama öğretmenime ip çizdim dedim. Ama aslında lunaparkın tren yolunu çizmiştim"
"Ağlasam sesimi duyar mısınız/dokunabilir misin gözyaşlarıma ellerinizle'
'- Aşık mısın?
- Evet
- Neeeey?!?!?!'
'tamam anne'
'annecim tamam'
'anne tamam dedim!'

Ben tam mesai çakma  bir holivud filminde yaşar gibi yaşarken, mesela gri takımlıve siyah ayakkabılıların arasında asansör beklerken, çay ocağına giderken, yemekhane menüsü araştırırken.... bin tane satırla altyazı üretirken günlük hayatıma... akşam olduğunda tombaladan çıkar gibi düşüyor kucağıma bu diyaloglar.  Çinko demeden tombala çığlığı attıran erken yılbaşı sevinci gibi  çocuklu hayat.

Dip: Diyaloglardan hangisi Kaplumbağa  hangisi Aktris'ten mamul, net değil mi? Kumlu görüntülerde itinayla anten düzeltilir.

Pazartesi, Kasım 09, 2009

Otomatik Kukla



- Anne, biz otomatik miyiz?
- Hö?
- Yani hareket ederken otomatik miyiz?
- Hayır.
- Nasıl hareket ediyoruz?
- Beynimiz söylüyor yapıyoruz. Koş diyor koşuyor bacaklar.
- Haaa! Kuklayız yani.
-E, bir nev'i.

Cumartesi, Kasım 07, 2009

Hiçbir


*Ben hiçbir cumartesiyi bu kadar beklememiştim. Saatleri saya saya getirdim.
*Geçen hafta tüm kağıt işlerimi bitirdim. Başkanlığım, şubem, masam... hepsi belirlendi ve resmileşti (elbette başka kağıt işleri ile). İki üç avuç insan poşete karşı savaşıyoruz ya mesela, koca kamu her gün binlerce ağaç kesiyor... politikasız ancak romantik bir insiyatif olarak kalıyor her türlü ilkem.
*Son yıllarda amatör ev hanımlığı nasıl yayıldıysa tüm dokularıma, öncesindeki 12 yıllık özel sektör mesaimin hayatı organize edebilme becerisinden bir zerre bile kalmamış geriye. Bu şu demek. İlk defa işe girmiş gibiyim. Jonglör gibi çevirdiğim tüm toplar patır kütür düşüyor tepeme. Top = ev işleri, çocuk büyütme sanatı, genel geçer tüm ev zanaatları, kendini çekip çevirme yetkinliği.
*Yukarıdaki çalışma internet bağlantısı olmayan bir bilgisayarla kağıt işleri molasında tarafımca yapıldı. Birşey yapıyor olmak için en azından. "Balıklara şemsiye" meselesine gelince. Uzun hikaye. Hatta ayrıntılı betimleme hakeden nefis bir deneyim. Cenap Şahabettin demiş. Boş boş oturulacağına en azından balıklara şemsiye yapın da bir işe yarayın diye. Hiçbir iş boşa değil. Hiç bir.
*Yazı daha güzel geçecekti. Birşeyler oldu. Kaldı öyle. Aklım, içim başka yerde şimdi.

Perşembe, Kasım 05, 2009

mesainin orta yeri

hala evrak isleriyle ugrasiyorum stop bu oglentek basima yemek yerken yaziyorumbunlari stop cepten yazmak zor ve sacma stop cok enteresan seyler anlatiyor amirler stop en son birisi «bombos oturacagimiza hic olmazsa baliklara semsiye yapmaliyiz, oyle degil mi tercuman hanim?» diyerek mutlu etti stop birazdan bahcede guneslenip kitap okuyacagim stopbes yildir evde kismet olmamisti stop hayata bak stop adli adsiz herkese hurmetler stop

Salı, Kasım 03, 2009

Çokça

Çok çay içtim.
Çok sınav edildim ayaküstü.
Çok mesaj aldım.
Çok arandım.
Çok gülümsedim.
Ama çaktırmadan çok sustum, çok izledim.
Sonra çok memnun oldum.
Gün çok çabuk geçti.
İlk günü keyifle atlatmamın şerefine tüm hücrelerim hediye olsun diye aynı anda çok gevşedi.
Çoktan pelte oldum.
Ama yastığımla yorganımın arasına sıvışmadan önce
herkese çok teşekkür ederim.
Bu kadar çok kirişim ve sütunum olmasına çok sevindim.
Sayelerinde her türlü depreme çok dayanıklıyım.
Hiç çatlaksız atlattım.

En Çok Maşuka : Temelden girdiğim en dürüst anahtar teslim kooperatifimsin.

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Neee? Sardunya işe mi başlıyor yarın?!!


Bugün bir son. Artık kırmızı başlıklı kız oluyorum.
Yarından itibaren hafta içi her gün 9-6 arası tanımadığım bir ormanda
yürüyeceğim.
Amacım takriben 10 yıl ya da 20 yıl sonra
o uzak kulübedeki
Yaşlı Anneannem Emeklilik Hanım'a ulaşmak.
Avcıyla sürekli irtibat halindeyim.

Ama bugün aynı zamanda bir ilk.
Ormana girmeden önce son beş yılda çektiğim tüm fotoğraflara tek tek bakasım
yürüdüğüm mahalle içindeki sokaklarla tek tek vedalaşasım
gün ışığında hafta içi sakinliğinde yapılan ne kadar huzur verici faaliyetim varsa
hepsiyle hellalleşesim var.
Tüm pazartesiler, salılar, çarşambalar, perşembeler ve cumalar....
Hakkınızı ödeyemem.
Her hafta yeniden doğurdunuz beni. Güneşle emzirdiniz, kaldırımlarda salladınız,
parklarda evcilik oynattırdınız.
Şimdi büyüdüm.
Adam olmaya gidiyorum.
Hayırlı bir evlat olup sizi asla ihmal etmeyeceğime de söz veriyorum.

Cuma, Ekim 30, 2009

diya ve mono log'lar.

Haroşa gidiyor işte hara gürele günler.
Yaşadığım diyaloglardan aklımda kalanlarsa:

- Kaplumbağa, Cumhuriyet Bayramı nedir?
- Jetlerin beyaz kırmızı iz bırakmasıdır gökyüzünde.
- Başka?
- Bayrak asılmasıdır.
- Peki neden bayram olmuş?
- Atatürk kutlayın demiş.
- Neden peki?
- Türkiye Cumhuriyetini kurduğu için.
- Nerden öğrendin bunları?
- Ben herşeyi kendim biliyorum zaten.

Maşuk: Sardunya, telefonum bozuldu, saatim bozuldu. Sevdiğim herşey bozuluyor.
Sardunya: Kendime dikkat edeyim o zaman.
Maşuk: Yok, senin korkmana gerek yok ki o zaman.
Sardunya: Aferin!

Aktrisin monologları: Bilgisayara oturabilir miyim? Lost izleyebilir miyim? Bahçeye çıkabilir miyim? Bilgisayara oturabilir miyim? Lost izleyebilir miyim? Bahçeye çıkabilir miyim? Bilgisayara oturabilir miyim? Lost izleyebilir miyim? Bahçeye çıkabilir miyim?

Evde kesintisiz geçirilen dördüncü ya da beşinci 24 saatin içinde doğal bir kaos ortamı sonunda Maşuk'un yorumu:
Domuz gribi dedikleri de aslında bir açıdan doğal seleksiyon. O halde neden kapattılar ki okulları? Gitsin bunlar. Doğa onları seçerse yapabileceğimiz birşey yok (Maksat insanlığa hizmet)

- bitmez-

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP